adana_garigeceGENEL BAKIŞ

Akdeniz’in doğu kıyısında, dünyanın en bereketli topraklarından Çukurova’nın merkezinde konumlanmış ADANA, tarihi, demografik ve coğrafi yapısıyla pek az kentin sahip olduğu çeşitliliğe sahiptir.

TARİH Antik dönemde Adana ve yöresine Kilikya deniliyordu. Adını tarım ve bitki tanrısı Adonis’ten alan kente ait en eski yazılı kayıtlara, Anadolu Yarımadası’nın en köklü uygarlıklarından biri olan Hititler’in kaya kitabelerinde rastlanıyor. Boğazköy metinleri olarak bilinen M.Ö. 1650 yıllarına tarihlenen bir metinde Adana havalisinden “Uru Adania” yani “Adaniya ülkesi” olarak bahsediliyor. Bu da kentin adının neredeyse 3500 yıl öncesine kadar uzandığını gösteriyor. Adana, sırasıyla Fenike, Asur, Hitit, Pers, Makedonya, Roma, Sasani, Abbasi, Selçuklu ve Osmanlı’ya yurt olmuş. Bu nedenle birçok kültür ve medeniyetin beşiği olmuştur. 1918’de Fransız işgaline uğrayan Adana, 5 Ocak 1922’de kazandığı Kurtuluş Savaşı’nın ardından çok verimli toprakları sayesinde 1923’te kurulan yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin hızla gelişen tarıma dayalı sanayisinin ülkede ilk yeşerdiği şehirlerden birisi olmuştur.

Çukurova’nın nen eski yerleşim yerlerinden biri, Adana’da ilk çağlardan kalma Tepebağ höyüğüdür. Höyükte rastlanan surlarla çevrili kent çekirdeği, burada neolitik çağda yaşanan kent dönemi sürecine ışık tutar. Kalıntılar, bu kentin ticari ve askeri ilişkilerde önemli olduğunu kanıtlar. Nitekim Adana, tarihin her döneminde bu önemini korumaya devam etmiştir. Şimdi ise Tepebağ’da koruma altına alınmış tarihi Adana evleri bulunmaktadır. Bu evlerin birçoğu 1998 Adana depreminde yıkılmış, kalanlardan bir kısmı ise restore edilerek ayağa kaldırılmıştır. Tepebağ’dan başka Sarıyakup, Alidede ve Ulucami mahallerinde de eski yapılar bulunmaktadır. Adana, Roma ve Bizans imparatorlarının zaman zaman uğrağı olmuştur. Justinianus burada kamu binaları yaptırmıştır. Kentin sembol yapısı Taşköprü de o zamandan kalma bir yapıt olup, yapılış tekniği o günün ölçülerine göre ileridir. Taşköprü, 2006’daki restorasyonuna kadar dünyada araç trafiğine açık en eski köprü olarak hizmet vermeye devam etmekteydi.

KIYILAR VE DAĞLAR
Adana’nın kıyı kesimler büyük ölçüde bakirdir. Bunun nedeni Seyhan ve Ceyhan Nehirlerinin denizle buluştuğu sahil şeridinde Türkiye’nin en büyüleyici ve muhtemelen en az tanınan doğal hayat sahalarından olan, batıdan doğuya sırasıyla Tuzla, Akyatan, Ağyatan ve Yumurtalık Dalyanları’nın yer almasıdır. Adana’dan 1 saati bulmayan bir araba yolculuğuyla deniz kıyısındaki Karataş ya daYumurtalık ilçelerine ya da birçok Adanalı’nın yaz aylarında yaptığı gibi Mersin sahil şeridine ulaşabilir, Akdeniz’in tadını çıkarabilirsiniz. Doğa yürüyüşü ya da kayak kaymak da istiyorsanız; sörf, yelken ya da tüplü dalış peşindeyseniz de 1-2 saatlik yol kat etmeniz yeterlidir. Bunların bazılarını şehrine merkezindeki Seyhan Baraj Gölü’nde ve havzasında da yapmanız mümkündür.

İsterseniz dağcılık sporunun kalbinin attığı Aladağlar’a, ya da Toroslar’daki köylerden birine giderek doğayla kucaklaşabilirsiniz. Yaylalar arasında Akçatekir (Pozantı) et-mangal ve temiz havasıyla yaylacıların gözdesi olmakla beraber Beledemik (Karaisalı) günübirlik bir doğa gezintisi için bire birdir. Beledemik’te yer alan Kapıkaya kanyonunda macera yürüyüşü ya da 1912’ tarihli bir demiryolu köprüsü olan Varda (Alman köprüsü) etkileyicidir.

KALELER VE ANTİK KENTLER
Çukurova’nın dümdüz coğrafyasında birbirlerine görünür mesafede dizilen kaleler antik çağlardan bu yana bölgede yaşayan medeniyetlerin savunmasına hizmet etmiştir. Bunlardan Adana’ya en yakın olanı Yılankale’ye d-400 karayolundan batıya 40 km’lik bir sürüşle rahatlıkla ulaşılabilir. Ovaya ve Ceyhan nehrinin iş açıcı manzarasına karşı çayınızı içip pek de fazla ziyaretçisi olmayan kalenin kalıntıları arasında tarihe yolculuk yapabilirsiniz. Yılankale’ye gelmeden 10 km önce D-400 üzerinden sağa saparak 1700 yıllık antik Misis Köprüsü’ne de bir göz atmanız önerilir. Yörenin popüler efsanesine göre Misis köprüsü üzerindeyken karşısına ansızın Cebrail çıkınca, Lokman Hekim’in elinde tuttuğu ölümsüzlük reçetesi uçarak altında güldür güldür akan Ceyhan’ın sularına karışmıştır. Anavarza Kalesi Kozan yolu üzerinde, Adana’ya 75 km mesafede yer alır. Yaşar Kemal‘in köyünden 10 kilometre uzaklıktaki Anavarza Kalesinin yer aldığı kayalıklara 15-20 dakikalık bir tırmanış “İnce Memed” coğrafyasını tüm görkemiyle yaşatır. Kuzeyde Toros Dağları ve güneyde denize kadar uzayan bereketli Çukurova’nın ihtişamlı manzarası ayaklar altındadır. Aşağıda bir tarafta Savrun Çayı uzanmakta, kayalıkların hemen altında ise Anavarza Antik kentinin kalıntıları yer almaktadır. Efes Antik Kenti’yle boy ölçüşecek zenginliğe sahip Anavarza Antik Kenti’nin restorasyonuna 2015’ten itibaren hız verilmesi de kararlaştırılmıştır. Anavarza’dan sadece 40 km mesafede yer alan Karatepe Aslantaş Açık Hava Müzesi de Aladağlar’la beraber bölgedeki 2 milli parktan biridir ve M.Ö. 8 YY’da bir Hitit sınır kalesi olarak kurulmuştur.

Help us improve the translation for your language

You can change any text by clicking on (press Enter after changing)